Keten tohumunun faydaları..

October 23rd, 2008

Aktarlarda kolayca rastlayabileceğiniz keten tohumunun faydaları saymakla bitmiyor.

GIDA olarak 10 bin yıldır kullanılan keten bitkisi, çok etkili bir gençlik ve güzellik kaynağı. Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı etkisi bulunan keten tohumu, yıllara inat sizi gençleştiriyor. Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor. İşte mucize besinin yararları…

Faydaları saymakla bitmiyor

Cilt yapısını yeniler, parlaklık kazandırır.

Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi geliyor.

Bağırsakları yumuşatır.

Kemikleri güçlendirir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir.

Kalp-damar hastalıklarından korur.

Kolesterol, şeker seviyesini dengeler.

Yüksek tansiyonu düşürür.

Romatizmal hastalıkları önler.

Sinir sistemini güçlendirir.

Hafızayı güçlendirir

Günde bir kaşık yeterli

Keten tohumunu kaynatılarak içilebilir, yada döverek, toz haline getirip, bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilirsiniz. Çok özel bir tadı veya kokusu olmayan keten tohumu, kavrulunca güzel bir tada kavuşuyor. Tohum şeklinde de tüketilebiliyor.Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılabiliyor. Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlilik gösteriyor.

No tags for this post.

Beyaz çayın bilinmeyen faydaları!

October 23rd, 2008

Beyaz şakayık”, “altın ay”, “gümüş iğne” ve “beyaz bulut” gibi isimleriyle ve tadıyla efsaneler yaratan, yüzyıllarca çeşitli anlamlar yüklenerek değerlenen ve günümüzde pek çok araştırmanın konusu olan beyaz çaya kupalarınızda yer açın. Beyaz çay, adını çay tarlalarındaki açılmamış filizlerin gümüşi beyaz tüylerinden ve çok açık renkli liköründen alıyor.

En nadide ve en pahalı çay çeşidi olan beyaz çay, kadim şifacılar tarafından yüzyıllardır bitkisel ilaç olarak da kullanılıyor. Ayrıca en az üretilen ve en yüksek düzeyde antioksidan içeren çay çeşidi. Dünyada yıllık üretimi 600-800 ton civarında. Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Vietnam kaynaklı beyaz çayın, ülkemizde de çeşitleri var.

Dört çeşidi var

Damakta tatlı ve ipeksi yumuşaklıkta tat bırakan beyaz çay, fındıksı bir aromaya sahip. Yüksek kalitedeki beyaz çay, diğer adıyla “gümüş iğne”, yalnızca filizler içeriyor. Kafeini daha az tüketmek isteyenler için keyifli bir seçenek. Dört grup beyaz çay var: Silver Needle (Yin Zhen Bai Hao), White Peony (Bai Mu Dan), Tribute Eyebrow (Gong Mei), Noble, Long Life Eyebrow (Shou Mei). En yüksek kaliteli beyaz çaylar olan “gümüş iğne” ve “beyaz şakayık”, Çin kaynaklı. “Silver needle”, “gümüş iğne”, “büyük beyaz” veya “narcissus” denilen çay klonlarının körpe etli tomurcuklarından dikkatli şekilde elle seçilerek üretiliyor.

Hafif tatlımsı aroması ve lezzetiyle çok ünlü ve nadir. İkinci derece kalitede olan “beyaz şakayık” (white peony), tomurcuk ve yapraklardan oluşuyor. “Gümüş iğne”ye göre daha sert tada sahip olan çay, ondan daha koyu renkte. Avrupa ülkeleri ve Amerika’da fındık veya bambu kokulu, tatlı, hafif tütsülenmiş tada sahip, daha koyu likörlü “beyaz şakayık” satılıyor. Beyaz çaylar içinde en tanınmışlardan biri de, Çin’in Fujian Bölgesi’nde yetiştirilen “yüzde 100 organik beyaz şakayık”. Beyaz çayı Türkiye’de Lipton ile Schiller Chiemsee çay markaları içinde bulabilirsiniz.

Beyaz çayın yararları

Beyaz çay kolon, prostat, mide kanseri gibi birçok farklı kanser çeşidine karşı koruyuculuğa sahip. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı. Damarların gelişimine destek oluyor. Felç tahribatına karşı koruyucu etkili. İyi kolesterolü yükseltip, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olarak damar sertleşmesi ve tıkanıklığının önlenmesine katkı sağlıyor.

Bakteri ve virüsleri doğal yollarla yok etmeyi sağlıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Soğuk algınlığına karşı korunmaya yardımcı. HIV belirtilerini hafifletebiliyor. Kalbi güçlendiriyor. Kemik yoğunluğunun yüksek olmasına katkıda bulunuyor. Romatizma ve osteoporoz hastaları için faydalı etkiye sahip. Dişleri daha güçlü yapan az miktarda florid ve diğer besin elementleri içeriyor. Kötü nefes kokusuna sebep olan bakterileri öldürüyor. Metabolizmayı hızlandırarak, dengeli diyet programına yardımcı oluyor.

Nasıl demlenir?

Demliğe koyulan beyaz çay, siyah çayın aksine birkaç kez demlenebiliyor ve her demlemede farklı bir aromatik bileşeni açığa çıkıyor. Eğer demlemede en yüksek kalitedeki filizler kullanılacaksa demleme süresi, suyun sıcaklığına bağlı olarak üç-dört dakika sürebiliyor. Çeşitli metotları deneyerek farklı damak tatları için en mükemmel beyaz çay demleme şeklini bulmanız mümkün.

Efsanevi beyaz çay

Bir Çin efsanesine göre, beş bin yıl önce İmparator Shen Yung kırda dolaşmaktadır. Su içilemeyecek kadar kirlidir, o da suyun kaynatılmasını emreder. Derken rüzgâr, fincandaki kaynar suya bir çay yaprağı bırakır. Meraklı imparator, yaprağın su içinde demlenmesine izin verir. Efsaneye göre imparator yedi yıl boyunca bölgede kalarak sürekli çay içer.

Çin’in Song Hanedanlığı boyunca beyaz çaya büyük hürmet edilmiş. Bu değerli içecek, kraliyet tebasının seçimi ve imparatora sunulan özel bir hediye olmuş. Beyaz çay yaprakları ve tomurcukları, geniş kaselerde rahatça çırpılabilsin diye Song çay seremonisi boyunca ince toz şeklinde öğütülmüş. Bu şekilde ilk çay pudrası üretilmiş. Bu dönemde Çin’e giden Japon rahipler, Song usulü çay hazırlamayı öğrenmiş ve ülkelerinde alışkanlığı devam ettirmişler.

Tags: bitkisel, doğal

Aşırı fruktoz tüketimi zarar veriyor!

October 23rd, 2008

Meyvelerin içinde doğal olarak bulunan ve meyve şekeri olarak bilinen fruktoz, son 30 yılda gıda sanayiinin en çok kullandığı tatlandırıcı haline geldi.

Doğal yiyeceklerle alımı yararlı olan bu şeker türünün gıda sanayiindeki kullanımı arttıkça, doğal olmayan yollardan fazla tüketiminin zararları tıp dünyasının dikkatini çekmiştir.

Mısırdan elde edilen fruktozdan zengin mısır şurubu (high fructose corn syrup), başta alkolsüz içecekler (meyve suları, asitli içecekler, sodalar vb.) olmak üzere bütün hazır gıdalarda (kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, tüm jöle ve benzeri ürünler, hazır ekmekler vb.) yaygın olarak kullanılmaktadır. Ucuz olmasının yanında, karaciğerde diğer şekerlerden farklı işlenmesi gıda üreticilerine ek bazı yararlar getirmektedir. Tüm bu yararlar tüketiciye ise zarar olarak yansımaktadır.

Fruktoz, diğer şekerler gibi doyma hissi oluşturmaz ve fruktozdan zengin tatlı yiyecekler daha çok tüketilebilir. Yemeklerden sonra ortaya çıkan ve doyma hissi sağlayan en önemli iki unsur, kan glukoz ve kan insulin düzeylerinin yükselmesidir. Vücut hücrelerinin temel enerji kaynağı olan kan şekeri (glikoz) düzeylerinin yemeklerden sonra yükselmesi, ardından kan insülin düzeylerinin yükselmesine neden olur ve kan şekeri hücrelerin içine girer.

Bu mekanizma insanda doyma hissine neden olur ve daha fazla yemek yenmesini engeller. Fruktoz, doyma hissine katkı sağlamamasına rağmen kan şekeri glukoz ile aynı enerji (kalori) yüküne sahiptir. Bu nedenle gıdalarla tüketilen glukoz miktarı azaldıkça ve bununla birlikte fruktoz miktarı arttıkça, bireyde daha geç doyma hissi oluşur ve daha çok yer. Fast-food olarak ifade edilen tüketim kültürünün en önemli unsurlarından bir tanesi budur. Bu nedenle farketmeden tükettiğimiz yüksek fruktoz, şişmanlık ve şişmanlıkla ilgili hastalıkların ortaya çıkmasında yeni bir sağlık tehdidi olarak kabul edilmektedir.

Tüketicilerin, masum gibi gözüken bu yeni ancak gizli tehdidin farkında olmaları ve özellikle çocukları bu tür ürünlerden uzak tutmaları, şeker, kalp ve damar, şişmanlık ve yüksek tansiyon gibi uzun süreli ve tedavisi zor hastalıkların önlenmesinde alabilecekleri önemli bir tedbir olarak görülmektedir.

Bazı ülkeler, bu tür ürünlerin okul kantinlerinde satılmasına önemli kısıtlamalar getirmiştir. Ülkemizde bu tür bir yasal düzenleme henüz olmamakla beraber, Sağlık Bakanlığı konu üzerinde halen çalışmalarını sürdürmektedir.

Hekimce.com

Tags: doğal

Gözleriniz ne kadar önemli?

October 23rd, 2008

Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokom, göz içi basıncının yüksek seyretmesi ve göz sinirlerinin zayıflaması sonucu, tedavi edilmezse körlüğe (görme kaybına) neden olabilen bir göz hastalığı.

Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, “Görme siniri hasarı ve glokomun yol açabileceği körlükten, erken tanı ve tedavi ile korunmak mümkün” dedi.

Prof. Dr. Tamçelik 6 Mart Dünya Glokom Günü nedeniyle yaptığı açıklamada özetle şunları söyledi:

“Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı çok önemlidir. Glokom yıllar içinde yavaş yavaş ilerleyen sinsi bir hastalıktır.

Bu yüzden çoğu kişi ancak iş işten geçtikten sonra farkına varabiliyor. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de saptanmayan ve risk altında bulunan çok sayıda glokom hastası olduğunu düşünüyoruz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, Türk toplumu tarafından hastalık yeterince bilinmiyor.

Hastalar bir şeyler hissetmeye başladıklarında, tedavi için çok geç kalınmış oluyor. Göz tansiyonunun kötü sonuçları ancak erken tanı, doğru ve düzenli tedavi ile engellenebilir. 40 yaşından sonra herkesin yılda bir kez gözlerini glokom açısından muayene ettirmesi ve 40–45 yaş üzerinde risk altında olan kişilerin düzenli ve daha sık aralıklarla doktor kontrolüne gitmesi gerekmektedir. Glokom hastalarının ise hastalıklarını ciddiye almaları ve tedavilerini kararlılıkla sürdürmeleri şarttır.”

Prof. Dr. Tamçelik, göz tansiyonu normalden yüksek olanların, ailelerinde ve yakın akrabalarında glokom bulunanların, yüksek miyop veya hipermetrop kusuru olanların, göz yaralanması geçirenlerin, kortizonlu ilaç kullananların, şeker ve migren hastalarının da glokom bakımından risk altında olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, bu kişilerin, uzman bir doktor tarafından glokom tedavisinin yapılmasının ve düzenli takip edilmesinin gerektiğini vurguladı.

No tags for this post.

BİBERİYENİN FAYDALARI

October 22nd, 2008

Biberiye;Kuşdili otu olarak da bilinen biberiye, 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yağ, tanen, acı maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir.
Biberiyenin Faydaları
-Mide ve barsak uyarıcısı,
-Çarpıntıları keser.
-Migrene iyi gelir.
-İdrar ve adet söktürür.
-Sindirime faydalıdır.
-Hazmı kolaylaştırır.
-Damar tıkanıklığının önlenmesinde faydalıdır.
-Migren ve diğer baş ağrılarını hafifletir.
-Çarpıntıyı geçirir.
-Astım ve bronşite iyi gelir.
-Uçucu yağ, uyarıcı olarak haricen kullanılır.
-Biberiye yağı romatizma ağrılarına sürülürse iyi gelir.
-Kansızlığa ve sarılığa faydalıdır.
Kaynak:netten

No tags for this post.

Burun Estetik

October 22nd, 2008

Burun yüzün merkezinde bulunan ifadeyi her yönden etkileyen karakteristik özel bir organdır. Genişliği, yüksekliği, derinliği ve çok önemli fonksiyonları vardır. Şekli kişisel farklılıklar göstermektedir. Estetik burun ameliyatlarında da elde edilecek sonuçların bir standart burun olmasından ziyade; her hasta için özel olarak tasarlanması, her hastanın yüz şekli ve oranlarına uygun doğal bir sonuç elde edilmesine uğraşılması gerekmektedir. Burnun kendi içindeki oranları ve yüz ile ilgili oranları, kendi içindeki açıları ve yüz ile yaptığı açılar detaylı olarak değerlendirilmeli ve planlama hasta ile birlikte hastanın beklentileri göz önüne alınarak ayrıntılı bir görüşme ile yapılmalıdır.

Estetik burun ameliyatı olmak isteyen kişinin atması gereken en önemli adım bir plastik cerraha başvurmaktır. Ameliyattan önce hasta beklentilerini ve mevcut problemlerini kendisi ne kadar iyi tanımlayabilirse ve bunu ameliyatını yapacak doktoruna anlatabilirse ameliyat sonrasında elde edilecek sonuçta o kadar istediği gibi olacaktır.

Estetik burun ameliyatının planlanmasında daha önce kaza veya travma geçirip geçirilmediği, ameliyat olup olmadığı, doğuştan bazı problemlerinin olup olmadığı çok önemlidir.

Solunum problemlerinin olması estetik ameliyat olmaya engel değildir. Her iki problemde aynı ameliyatla rahatlıkla tedavi edilebilir.

Estetik burun ameliyatı olmak isteyen kişilerin arzuladıkları sonucun kusursuzluk değil düzeltme olduğunu akılda tutarak cerrahi sonrası daha iyi görünme ve daha iyi hissetme konusundaki beklentilerini doktorlarına net bir şekilde anlatmalıdır.

Kısacası estetik burun ameliyatı yani rinoplasti, burnunuza yeni bir şekil verebilir ama hayatınızın akışına yön veremez.

Tags: doğal

Burun Estetiği Bilgileri

October 22nd, 2008

Estetik burun ameliyatı (rinoplasti) ülkemizde kadınların da erkeklerin de en çok yaptırdığı estetik ameliyat.

BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI
Burun estetiğinde (rinoplasti) yapılan işlem kıkırdak ve kemiklerin yapısını değiştirerek buruna yeniden şekil vermek. Daha estetik burun şekli oluşturmak için bazen kemikleri ve kıkırdakları kesmek, bazen de tam tersine eksik yerlerini tamamlamak ve şekillerini değiştirmek gerekiyor.
Bu ameliyatın estetik cerrahinin en zor ve bilinmezleri en fazla olan ameliyatı olduğunu kabul etmek çok doğru olur.

ESTETİK BURUN AMELİYATI NEDEN ZORDUR
Bu ameliyat zordur çünkü burun kapalı bir kutu gibidir ve siz bu kutunun sadece bir tarafından bu ameliyatı yapmak zorunda kalırsınız. Bu ameliyatta bilinmezlikler çoktur çünkü burnun yapısını oluşturan kemik ve kıkırdaklar birbirisinden bağımsız olarak ama bir bütün olarak bulunurlar ve iyileşme döneminde farklı davranabilirler. Bu yüzden sonrasında en sık revizyon, yani ikinci bir düzeltme ameliyatı yapılan estetik ameliyat budur. Dünya standartlarında bir cerrahın her 10 vakasından birine revizyon yapmak zorunda kalması normal kabul edilir.
Diğer yandan bu ameliyat iyi yapıldığında çok iyi sonuçlar verir.

AMELİYAT:
Rinoplasti ameliyatı açık ve kapalı teknik olarak iki şekilde yapılabilir.

Kapalı teknikte bütün kesiler burun içerisinde yapılır. Cerrah içeriden çalışarak ameliyatı tamamlar. Açık teknikte ise burun ucunda 3-4mmlik bir kesi yapılarak burun ucu açılır.

İki teknik arasındaki fark cerrahın ameliyata hâkimiyeti ile ilgili. Burun ucundan yapılan kapalı teknik daha çok bir şişenin içerisinde ameliyat yapmaya benziyor. Eğer sadece şişenin içerisinden bir şeyler çıkarmayı planlıyorsanız sorun çıkmayacaktır ama eğer içeride bir gemi maketi yapmak istiyorsanız işiniz zor. Açık teknikte ise cerrah burnun ön 2/3 kısmında kalan yapılarını önünde görebilir.

Hangi tekniğin daha iyi olduğu bu ameliyatı yapan doktorlar arasında hep tartışma konusudur ve bu konuda bir karar verilmiş değil.

Yukarıdaki tariflerimden anlayabileceğiniz gibi benim tercihim büyük oranda açık teknik yönünde. Bunun en önemli sebebi görmeden, körleme yapılan ve bu kadar da hata affetmeyen ince bir işin sonucunun iyi olabileceğine inancım olmaması. Zaten birçok cerrahi manevranın sadece açık teknik ile mümkün olabileceği, kapalı teknik ile hayal bile edilemeyecek düzeltmelerin açık teknik ile mümkün olduğu kapalı teknik savunucularının bile itiraz edemediği bir şey. Ben açık yapılan ameliyatlardan sonra revizyon ihtimalinin de düştüğüne inanıyorum.

Açık tekniğin en büyük handikabı burun ucunda iz bırakması. Ama bu iz, iyi yapılan bir ameliyattan sonra neredeyse belirsiz oluyor ve burnun altında kalıyor. Birçok hasta bu izi ameliyat sonrasında unutuyor.

Bu konuda yine de doktorunuza danışın ve ona güvenin. Her cerrah en iyi bildiği ve inandığı yöntemler ile en iyi sonucu alacaktır. Yukarıda anlattıklarım sadece benim kişisel görüşlerim.

ÇOK KÖTÜ AMELİYATLAR GÖRÜYORUM, BEN DE Mİ ÖYLE OLACAĞIM ?
Doğal olmayan, çok küçük, karşıdan bakınca burun delikleri gözüken “ameliyatlı burunlar” ben de görüyorum. Kötü yapılmış bir burun ameliyatını nasıl anlayabileceğinizi ayrı bir sayfada anlattım. Ameliyat sonucunun tamamen ameliyatı yapan doktorun kullandığı tekniklere, becerisine ve yapmak istediklerine bağlı olduğunu unutmayın.

Sadece burnu küçülterek kalkık bir burun şekli vermek doğal olmayan bir sonuç ortaya çıkarır. Modern tekniklerde artık neredeyse hiç bir şey çıkarılmadan sadece dokuların yerleri, konumları ve şekilleri değiştiriliyor.

Eskiden burnu kalkık göstermek amacıyla burnu iyice küçültüp başlama noktası olabildiğince aşağı alınırdı. Böylece sanki burun kalkıkmış gibi bir illüzyon yaratılır ancak elde edilen sonuç doğal olmazdı. Olması gereken burnu başlaması gereken yerden, yani hemen hemen göz bebekleri seviyesinden başlatmak ve bütün şeklini ona göre vermek.

AMELİYATTAN SONRA NASIL BİR BURNUM OLACAĞINI GÖREBİLİRMİYİM?
Bu amaçla hazırlanmış bilgisayar programları var. Muayene sırasında bir resminiz çekiliyor ve bu resim bilgisayara yüklenerek resim üzerinde değişiklik yapılıyor.

Bu planlama aşamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hem sizin aklınızda nasıl bir değişiklik olduğunu ben anlayabiliyorum hem de siz benim ne planladığımı, ameliyatta ne yapacağımı görebiliyorsunuz. Estetik öyle bir şeyki sadece anlatarak açıklamak çok zor ve basit bir resim üzerinde görebilmek ve gösterebilmek çok daha açıklayıcı oluyor.

Bu aşamayla ilgili bilmeniz gereken bir kaç nokta var. Kullandığımız programlar hala bir seviyeyi geçemedi. Resimler iki boyutlu ve sadece tam yandan çekilen profil resimleri üzerinde değişiklik yapmak gerçekçi bir sonuç veriyor. Önden çekilen resimlerde ancak bir yere kadar size bir şeyler gösterebiliyorum. Bilgisayar örneğin burnunuzun ucu bir kaç mm. havaya kalkarsa alttan ne çıkacağını bilemediği için bunu gösteremiyor. Çok yakında üç boyutlu programlar ve resim çekme teknikleri kullanmaya başlayacağız ama şu an için bunlar deneme aşamasında ve muhtemelen bir kaç sene daha geçmesi gerekiyor.

Bilmeniz gereken bir diğer noktada bu çizimlerin sonuçta bir planlama olduğu. Bazen hastalarım bana gördükleri çizimin tamamen gerçekleşme ihtimalinin ne kadar olduğunu soruyorlar. Ben de sıfıra yakın olduğunu söylüyorum. Bu çok bilinmeyenli bir denklem çözmeye benziyor ve ameliyat ne kadar doğru ve iyi yapılırsa yapılsın her şeyi önceden yüzdeyüz bilebilmek mümkün değil. Ameliyat sonucunun yapılan planlamanın tamamen aynısı olması ancak bir tesadüf olabilir. Çok yakın olacaktır, benzeyecektir ama asla birebir olmayacaktır.

Bilmeniz gereken bir diğer şeyde resimde gördüğünüz şekil sizin birinci senedeki halinizi gösteriyor. Erken dönemlerde aynada çok daha şiş bir burun göreceksiniz.

Ben bazen ameliyat öncesi ölçüm yaparak altın oranları ve ideal yüz profilini de hesaplıyorum. Yaptığım hesaplar sonucunda da profil resmini elimle çiziyorum.

KOMPLİKASYONLAR VE ÇIKABİLECEK SORUNLAR:
Her ameliyatta olan kanama riski rinoplastide daha ciddi olabilir. Özellikle burun tıkanıklığını gidermek için burun içerisinde estetik dışı işlemler de yapılacaksa ki gerekli ise mutlaka yapılması gerekir, istenmeyen bir kanama olması ihtimali artar. Burun içerisinde orta büyüklükte damarları barındıran bir organdır. Ama bu tür kanamalar genellikle tehlikeli boyutlara varmazlar ve basit tamponlar ile durdurulabilir.

Ameliyattan sonra nefes yollarınızda sineşi denilen yapışıklıklar gelişebilir ve bunlar nefes almanızı ameliyat öncesine göre daha zor hale getirebilir. Bunun tedavisi genellikle kolaydır ancak ikinci bir cerrahi müdahale gerekebilir.

Çok nadir olarak burnun ortasını oluşturan “septum” denilen yapıda delik oluşabilir. Bu genellikle bir sorun oluşturmaz ama nadiren nefes alırken ses çıkmasına sebep olabilir. Tedavisi zordur ve yeniden ameliyat olmak gerekebilir.

Enfeksiyon burunda neredeyse olmaz denilebilir. Kanlanması çok güçlü olan bu organ iltihaba karşı çok dirençlidir. Bu ameliyattan sonra enfeksiyon gelişirse tıp literatürüne girebilirsiniz.

Ama bu ameliyat sonrası estetik sorunlar, deformiteler yaşarsanız ya da burun şeklinizi beğenmezseniz kimse şaşırmayacaktır. Dolayısı ile bu ameliyatın en sık komplikasyonu estetiktir. Bu ameliyattan sonra yüzde 10 – 15 gibi tekrar ameliyat olma riskiniz var, dünya ortalaması böyle ve bu son derece normal kabul ediliyor. Önemli olan hangi sorunlar ile tekrar ameliyata ihtiyacınız olduğu. Benim tekrar ameliyat oranım %6-7 arasında, yapma sebebim de çok büyük oranda burun sırtında ele gelen bir çıkıntıyı törpülemek oluyor. Bu tür bir işlem 5 dakika kadar sürüyor, aynı gün normal hayatınıza dönebiliyorsunuz ama yinede ameliyathaneye tekrar girmeniz, bayılmanız gibi tatsız ayrıntılar içerdiği kesin.

SIK SORULAN SORULAR:

Bu ameliyatı bir plastik cerrah mı yoksa bir kulak burun boğaz (KBB) uzmanı mı yapmalı?

Doktorunuz bir plastik cerrah ya da bir kulak burun boğaz uzmanı olabilir. Ben yine de bir plastik cerraha ameliyat olmanızı öneririm ama bu ameliyatı çok iyi yapan KBB uzmanları olduğunu biliyorum. Ancak bunun “içini yapmışken şu kemiği de alalım” denecek bir ameliyat olmadığını sakın unutmayın. Bazen iyi niyetle yapılan bu tür rötuşları düzeltmek çok zor olabiliyor. Doktorunuzla her şeyi ayrıntılı konuşun.

Kemikleri kırıyor musunuz?

Kemikleri kırmıyoruz. Eğer şekil vermek ya da bir kısımlarını almak istersek “kesiyoruz”. Bunun için ince keskiler kullanılıyor. Bazen de kemikler törpüleniyor.

Bu ameliyat lokal anestezi ile yapılabilir mi?

Eğer kemikler ile ilgili bir şey yapılacaksa, ki büyük oranda bu gerekir, lokal anestezi uygun olmaz. Bu genel anestezinin şart olduğu bir ameliyat.

Tampon koymak şart mı? Tamponlar çıkarken çok mu acıyacak?

Tampon koymak şart değil. Hatta birçok ameliyattan sonra tampon koymaya gerek yok. Tampon sadece burun içerisinde ciddi bir iş yapılmışsa gerekir. Artık modern tamponlar da eskiden anlatıldığı gibi metrelerce, çek çek bitmeyen uzunlukta değiller. Tampon çıkarılması biraz iç gıcıklayıcı olabilir ama ağrılı bir işlem artık değil. Eğer tampon mutlaka gerekecekse ben ameliyattan önce bunu söylüyorum. Ama her zaman önceden bu kararı vermek mümün olmuyor ve bazen ameliyat sırasında tampon koymak gerekebiliyor.

Rinoplastide amaç burnu küçültmek ve “kemik almak” mıdır?

Bu sorunun cevabı kesin olarak hayır. Bu ameliyatta amaç burna istenilen şeklin verilmesidir. Bu sanılanın aksine genellikle küçültmekle değil burnu büyültmek ile olur. Burnun sırtında “hump” denilen bir kemik (aslında büyük oranda kıkırdaktır bu) fazlalık varsa bu elbette alınacaktır ama bu tür burunların birçoğunda aslında burun ucunda da düşüklük vardır ve yükseltilmesi gerekir. Aynı şekilde birçok burun ucu şişman gözükse de asıl sorun şekildedir ve genellikle küçültülmesi ya da inceltilmesi sadece sorunu büyültür.

İPUÇLARI:
• Rinoplasti en zor estetik ameliyattır demek abartılı olmaz. İyi yapılırsa çok memnun kalacağınız ama kötü yapılırsa düzeltmenin de zor olduğu bir ameliyat.
• Bizlerin özendiği hafif kalkık Avrupalı burunları sanılanın aksine küçücük değil son derece yüksek burunlar. Dolayısı ile sadece küçültülerek kalkıklaştırılan burunların doğal durması imkansızdır.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI SİZİ NELER BEKLER:
Bu küçük – orta derece arası bir estetik ameliyat. Ameliyatta mutlaka bayılmanız gerekli, lokal anestezi ile ameliyat olmanızı hiç tavsiye etmem. Ameliyat mutlaka ve mutlaka bir hastanede yapılmalı. Mutlaka tam teşekküllü olması, yoğun bakımı bulunması gerekmiyor ama bu bir “ameliyat” ve muayenehane şartlarında olmanızı hiç tavsiye etmem.

Ameliyattan sonra burnunuzun üzerinde bir alçı olacak. Burun içerisinde de tamponlarınız olabilir. Yeni nesil tamponların çekilmesi artık çok daha problemsiz oluyor. Arkadaşlarınızın anlattığı metrelerce çekilen tamponlar tarihe karıştı diyebilirim.

İlk geceniz nispeten zor geçecektir. Burnunuzdan nefes almanız, tampon olmasa da zor olur, başınız ağrır, devamlı buz uygulaması gerekir ve uyumanız zor olur. Ancak ertesi sabah kendinizi çok daha iyi hissedersiniz.

Ne kadar şişlik olacağı ameliyatta yapılan işlemlere, sizin bünyenize ve tabii doktorunuza bağlıdır. Burnunuzun ucundan ilk 24 saat hafif bir sızıntı olur. Bu da son derece normaldir.

Eğer bir öbek kan kusarsanız korkmayın. Nadirde olsa bazı hastalar ameliyatta kan yutabilirler ve ameliyattan sonra bu kusmaya neden olabilir. Midede biriken bu bir kaç damla kan asitlerle devasa bir pıhtı haline döner ve kusma sahnesi görenleri dehşete düşüren bir hal alabilir. Kanama taze değilse ve davam etmiyorsa korkmayın, ama doktorunuzu haberdar edin.

Ben ameliyattan hemen bir kaç saat sonra hastalarımın duş yapmalarına iziz veriyorum. Artık kullandığımız plastik alçılar suya dayanıklı, ameliyat bögesi ve dikişler de zaten suya dayanıklı, dolayısı ile duş serbest. Saçlarınıza ameliyat sırasında boca ettiğimiz baticon gibi solüsyonlardan ancak yıkanarak kurtulabilirsiniz ve yıkanmak en az tampondan kurtulmak kadar sizi rahatlatacaktır.

İkinci günden sonra normal hayatınıza dönebilir, örneğin sinemaya gidebilirsiniz. Makyaj yapmak, kapatıcılar sürmek te serbest.

Alçılar alındıktan sonra burun üzerine ince bir bant yapıştırılması şişliklerin erken geçmesine yardım eder.

Ben hastalarımın ameliyattan 2 hafta sonra gözlük takmasına izin veriyorum. Gözlüğün sanılanın aksine kötü bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Güneşe çıkmak için morluklaınızın geçmesini beklemeniz yeterli. Morluklar da genellikle ilk hafta sonunda bitmiş oluyor. Dolayısı ile ameliyattan bir hafta sonra tatile çıkabilir, denize girebilirsiniz.

AMELİYATIN KARNESİ:
Anestezi şekli: Genel.

Ameliyat nerede yapılmalı: Bir hastane ameliyathanesinde.

Ameliyat süresi: 1.5 ile 2.5 saat.

Hastanede yatış süresi: Aynı gün taburcu olunabilir.

Ameliyat sonrası ağrı – sıkıntı: Bir kaç gün hafif bir sızlama olabilir. Genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesiciler yeterli olur.

Şişme, morarma: Şişlikler 2 gün, morluk olursa 3–7 gün arasında.

Pansuman: Varsa tamponlar ertesi gün alınıyor. Alçı beşinci gün çıkarılıyor.

Dikişler: Açık rinoplasty yapılmışsa burun ucunda dikişler olacaktır ama bunlar kendiliğinden eriyorlar. Yani alınacak dikiş yok. Alçı 5-7 gün arasında alınıyor.

Ne zaman işe dönülebilir: 3–7 gün.
Spor: 2 hafta sonra uzun yürüyüşler, 3 hafta sonra normal sporlar. Basket, box gibi vücut vücuda yapılan kompetitif sporlara en erken 5 hafta sonra başlamak doğru olur.

Son şekil: Genellikle ikinci haftada şişliklerin önemli bir kısmı gider. Ama son şekil en erken altıncı ayda ortaya çıkar. Özellikle kaşlar arasında alına doğru şişlik varsa bu bir seneye kadar devam eder.

Tags: doğal

Burun Estetiği Genel

October 22nd, 2008

Geçen 20 sene içinde burun estetiğindeki trend hep daha ince cerrahiye doğru gelişmiştir. Bunun nedeni ise birinci aşamada daha az travma oluşturmaya yönelik tasarlanmıştır. İkinci aşamada ise burun tasarımı açısından daha net ve daha iyi sonuç almak planlanmıştır.

Hızlı iyileşme!
Yaptığım operasyonları klasik burun estetiği ile karşılaştırılacak olursa ödem ve şişliklerin oluşması daha azdır, ödem ve şişliklerin geçmesi ve burnun son şeklini alması daha kısadır. Zarif cerrahiden dolayı dolaşım bozukluğu en aza düştüğü için rehabilitasyon süreci de azalır. 3 haftalık bir süre içerisinde ödemler çözülür ve burun son şekline %90 yaklaşır. ‘Less invasive surgery’ temellerine uygun bu yöntemde dokulara daha zarif davranıldığı için hızlı iyileşmenin yanında iyi sonuç ta ayrıca önemli bir avantajdır.

Tasarıma yol açık!
Burun tasarımı yüze ve kişiye özel yapılmaktadır. Tasarım öncesinde burun içi endoskopik muayenesi yapılır ve burun yapısı ciltten başlayıp kemik yapısı ve anatomisine kadar incelenir. Çekilen fotograflar bilgisayara aktarılıp beklenen burun bilgisayar tasarımı oluşturulur. Ancak beklenen burun yapısını elde edebilme süresince iki önemli gerekçe söz konusudur, ilki ; burun yapısında şekil alma yeteneğinin ne derecede olduğu, ikincisi ise uygulama yeteneğidir. Uygulama yeteneği cerrah ve kullandığı yöntemlerle yakın ilişki göstermektedir.
Ameliyat süresi ortalama 2 saattir. Bayanlarda 17 erkeklerde 18 yaştan itibaren operasyon gerçekleşebilir.

No tags for this post.

Burun ucu Estetiği

October 22nd, 2008

Lokal veya genel anestezi verilerek yapılan burun ucu estetiği ameliyatı, yapılacak işlemlere göre, yaklaşık 1 saat kadar sürmektedir.

Burun ucu estetiği ameliyatı sonrası kişi hastaneden aynı gün taburcu olabilir. Bununla beraber ameliyat sonrası 3 gün bandaj kullanımı önerilir.

Burun ucu Estetik ameliyatından 4 gün sonra uçak yolculuğuna, 5 gün sonra da işe dönüşe izin verilir.

No tags for this post.

Nefes Darlığı

October 22nd, 2008

Septorinoplasti ameliyatında burun estetiği yanısıra nefes darlığı ayrıca giderilir. Bu ameliyatta burun kemeri alınabilir, boyutu
değiştirilebilir, burun ucu şekillendirilebilir, burun delikleri küçültülebilir. Burundan nefes alma problemlerini çözmeye yönelik müdahaleler (septoplasti, konkaplasti…) ile birlikte yapılabilir. Burun cerrahisinde estetik ve fonksiyon birbirinden ayrılmaz unsurlardır ve başarılı burun ameliyatı yüzünüzle uyumlu doğal bir burun görünümü sağlamalı ve nefes almayı daha da rahatlatmalıdır. Erkeklerde 18, kızlarda 17 yaştan itibaren bu ameliyat yapılabilir.

İlk önce burun içi ve dışı ayrıntılı bir şekilde muayene edilir. Ek bir hastalık ve problem var ise bu aşamada endozkopi ve görüntüleme yöntemleri ile tespit edilir (deviasyon, sinüzit, nazal polip vs …). Ameliyattan önce burun ve yüzden fotoğraf çekilir. Bu pozlar ameliyatınızı planlamada kullanılır. Ayrıca alınan görüntüler üzerinde bilgisayar ortamında tasarım yapılır. Böylece ameliyat sonrası görüntü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Ameliyat kesileri burun deliklerinin içinden yapıldığı için dış görünümde herhangi bir ameliyat izi olmaz.

Tags: doğal